16 Ağustos 2017 Çarşamba

Annemden Abhazca Dersleri

.




Malum yaz tatili zamanı ve önümüz bayram. Herkes güzel bir gezi programı planlıyor....
Sevgili arkadaşım Gülce, doğu Karadeniz, Gürcistan ve Abhazya gezisi yapacağını söyleyince Abhazya etabında işine yarar düşüncesiyle ona bir jest yapmak istedim ve çocukluğumdan kalan hatırlayabildiğim Abhazca kelime ve cümleleri yazmaya karar verdim......
Daha önce yazmıştım sanırım. Canım annemin annesi ve babasının aileleri, 1864 yılında Kafkas Tehciri ile Abhazya’dan deniz yoluyla önce Kandıra Kefken’e gelmişler, daha sonra da Adapazarı ve Düzce’nin köylerine yerleşmişler….

Rahmetli anneannemle dedem, Adapazarı ve Düzce doğumlu olmalarına, göç sefaletini yaşamamalarına rağmen, büyüklerinden dinledikleri göç anılarında birçok teknenin alabora olması sonucu Karadeniz’in azgın sularında kaybolan akrabalarının denizdeki balıklar tarafından yendiği düşüncesiyle ömürleri boyunca ağızlarına balık sürmemişlerdi…..






Çocukluğumun ve erken gençliğimin (70’li 80’li yıllar) yaz tatilleri abhaz köylerinde geçtiği için abhazca, abhaz yemekleri, sosyal yaşam tarzı ve sınıfsal özelliklerini yansıtan abhaz gelenekleri konusunda bilgim fena değildir…..

Abhazlar çok temiz, asil, modern, kibar ve saygılı insanlar, o yıllarda bile gençleri moda dergisinden fırlamış gibi zarif ve şık giyimliydi. Laf aramızda, fotoğraflardan gördüğüm ve hayran olduğum annemin genç kızlığında giydiği zarif elbiseleri ben hiç bir zaman giymedim….. 

En önemlisi o zamanlarda bile abhaz gençleri (kız ve erkek), son derece seviyeli bir şekilde sosyal ortamlarda arkadaşlık ederlerdi ve değil yakın akrabaları, uzak akrabalarını hatta komşularını bile kardeşleri gibi görürlerdi. Abhazlar için akraba evliliği asla ve de kat’a söz konusu olamazdı.

Kardeş görme konusunun altını çizmek için sanırım şöyle bir deyimleri vardır Abhaz’ların; “aynı köprüden geçtikleri ya da aynı güneşte çamaşır kuruttukları ile akraba olmak”.

Velhasılıkelam anneannemden öğrendiğim sınırlı sayıdaki abhazca kelimeleri, su gibi akıp geçen yıllar içerisinde unutmuşum ben. Kafaya taktım ve  anneciğimle birlikte  (yaşlandığı için bazı kelimeleri hatırlamakta zorlansa da) çay sohbetlerimiz esnasında hatırladığımız kelime ve cümleleri  alt alta yazıverdim......  
Kaf dağının arkasında, Gürcistan’da özerk bir cumhuriyet olan Abhazya’ya, turistik bir gezi yapacak olanların belki işine yarar bu kelimeler…..
  

 





Fara- Siz
Şara/Fara Ali/Ayşe (hitap ederken önce "siz" sonra isim söyleniyor)
Babşi (kadına)- Bak
Vabşi (erkeğe)- Bak
Abhös- Kadın
Ahaza- Erkek
Ahuci- Çocuk
San- Anne
Sab- Baba
Sıçkun- Çocuğum
Skhaza- Kocam
Bkhaza- Kocan
Sıphus- Karım
Vara sıphus- Karın
Atasa- Gelin
Amöh- Damat
Sıhşa- Kız kardeş
Seyşa- Erkek kardeş
San leyşa- Dayı
San dahşa- Teyze
Sab yeyşa- Amca
Sab lahşa- Hala
Sahşapha- Kız kardeş kız yeğeni
Sehşapha- Erkek kardeş kız yeğeni
Nandu- Büyükanne
Sabdu- Dede
Ayhabı- Büyük

Dahuci- Küçük
Sıhı- Baş
Bunapı- Vunapı- Ellerim
Buşapı- Vuşapı- Ayaklar
Sıhfçı- Saçım
Sıla- Gözüm
Sıphunza- Burnum
Sıçı- Ağzım

Amş abaey- Saat kaç (gün nereye geldi)
Ben baa- Ne zaman geldin
Yeha sayt- Bugün geldim
Vaha sayt- Akşam geldim
Ben basuva- Ne zaman gideceksin
Vuşta svayt- Şimdi gidiyorum

Vacı svayt- Yarın gideceğim
Afv yurkı- Kapıyı kapa
Afv yırtı- Kapıyı aç
Yabago- Nerede
Yabugo- Neresi
Zagudo- Kim
Ìzagui- Ne
Yaabsa zagui- Ne yaptın
Babasey- Nereye gittin
Suynu- Evim
Ba Buynu- Senin evin
Ava dıpkıma- Ev tuttun mu
Aşılta- Yatak
Ahıza- Yorgan
Akhçı- Yastık
Agart- Asmok- Tabure

Aça Sagıyt- Uykum geldi
Çukra Sagıyt- Tuvaletim geldi
Amla Sagıyt- Acıktım
Azba Sagıyt- Susadım
Ahta Sagıyt- Üşüdüm
Aphızı Sılzi- Terledim
Sıhı Sıhoyt- Başım ağrıyor
Saapseyt- Vaapseyt- Yoruldum
Suveyt- Koşuyorum
Yırlas Yırlas- Çabuk çabuk
Aşşaha- Yavaş
Sıneyveyt- Geliyorum
Yeha- Bugün
Yatsı- Dün
Vaçı- Yarın
Vahunla- Gece
Amra- Güneş
Amza- Ay
Ayaca- Yıldız

İtabuu- Teşekkür ederim
Bızıyerebabıyt- Hoşgeldin
Sısoyud- Gidiyorum
Bısa- Git
Bısra bısayd aha, abri sıptuma- Seni yoracağım ama şunu verir misin
Harahdop- Biz burda oturuyoruz
Abziyeraza- Iyi günler
Abziyeraza haybeba- İyi günlerde görüşelim
Dıbşızob- Güzel
Lıpşıra çigyop- Çirkin
Dıbabsu- Kötü
İsgophayt- Beğendim
Sguamhazeyt- Beğenmedim
Ayhabı- Büyük
Ahucu- Küçük

Emgal- Ekmek
Ahu- Yemek
Azı- Su
Yıj- İç
Yıf- Ye
Agut- Fasulye
Abısta- Mısır unundan pasta/ekmek
Açamuka- Peynirli mısır unundan pasta/ekmek
Acükre- Mısır
Aça- Buğday
Aça şıla- Buğday unu
Acıka hırş- Tuz
Apırpıl cıka- Biberli
Ahulçapa- Cevizli bir yemek
Akakan- Ceviz
Arasa- Fındık
Ahş- Süt
Afv- Peynir
Aghırcı- Yoğurt
Aktah- Yumurta
Sızbal- Sos (genel olarak)

Azıbra- Kişniş
Abhöse- Erik
Akvas- Et
Aktu- Tavuk
Aktuj- Tavuk Eti
Aktu sızbal- Akakan sızbal- Çerkez tavuğu
Agı- Bir
Yuba- İki
Ihba- Üç
Pişba- Dört
Huhba- Beş
Ifba- Altı
Bijba- Yedi
Ağba- Sekiz
Yıvba- Dokuz
Yöğba- On
Yevyiyuba- Oniki
Yevyiıhba- Onüç
Yevyipişba- Ondört
Yevyiyöğba- Yirmi

Avardın- Eşek arabası
Amaşın- Araba
Ahba- Gemi
Apotin- Uçak
Asugu- Kedi
Ala- Köpek
Aj- İnek
Avasa- Koyun
Açma- Keçi
Açı- At
Amed- Yılan
Aja- Tavşan
Dıheyt- Doğdu
Dıçmeziyob- Hasta
Dalgeyt- Kurtuldu




3 Ağustos 2017 Perşembe

D Vitamini Eksikliği

.
 
 
 

Önceki yazımda “Melankoli” durumundan söz etmiş muhteşem bir manzara seyrederken, nefis bir yemek yerken, sevdiğim güzel insanlarla beraberken, keyifle sohbet ederken, çiçeklerimle ilgilenirken, sokaktaki hayvanları beslerken; an geliyor, içimi bir huzursuzluk kaplıyor” diye halet-i ruhiyemi anlatmıştım. Şüphesiz insan olan herkesi çevresindeki üzücü olaylar etkiler, ama benim etkilenme dozumun giderek  arttığının farkındaydım ve bu halime kendimce yorumum (hayalim) “ruhen tekamül ediyorum” galiba olmuştu……

Gerçeği öğrenmem gecikmedi, yaşımın kemale ermesi nedeniyle tesadüfen geçen hafta yaptırmış olduğum rutin kan tahlillerimin sonuçlarını görünce anladım ki hiçbir şikayetim yok diye gezerken, vücudum bal gibi de D vitamini eksikliği sinyali veriyormuş ama anlamıyormuşum meğer.…..
 
 
 
 
 
 
 

Gelelim kan tahlili sonuçlarıma, D vitamini düzeyim çok düşük çıktı, hekim olmanın verdiği bilgi karmaşasıyla paniğe kapıldım önce, hemen konunun uzmanı bir kaç arkadaşımla hasbihal neticesinde D vitamini ve kalsiyum düzeylerimi yükseltmek için yükleme tedavisine başladık…..

Yaz aylarının avantajı olarak güneş ışınlarından da faydalanmak lazım tabii ki. Cildimin yeterince D vitamini üretebilmesi için öğle saatlerinde avuç içlerimi, kollarımı, yüzümü, bacaklarımı güneş kremi sürmeden 10-15 dakika güneşe göstermem gerekiyor. Yüzümde çiller oluşacak ama sağlık için katlanacağım artık…..

Google’da, “D vitamini eksikliği belirtileri” diye bakınırken bir de ne göreyim!!!!! 
D vitamini eksikliği belirtilerini sıralarken, daha çok kendinizi nedensiz olarak hüzünlü hissetmeniz olarak tanımlanabilir, bunun nedeni beyinde üretilen ve ruh halinin düzenlenmesinde kullanılan serotonin seviyesinin D vitamini eksikliğine bağlı olarak düşmesidir” demesi tam da beni anlatıyormuş…..

Lakin zamanlaması manidar…..

Yine de tekamül konusunu es geçmemeyi düşünüyorum…..