22 Ağustos 2014 Cuma

Vefa Uzaklarda Kalan Bir His... Dost Eski Şarkılardan Bir İz...






Bunu mutlaka yazmam lazım. Çünkü aylar önce yaşadığım vefasızlık ve dost kazığı kalbimi çok acıtıyordu. Istırap veriyordu. Ne yapsam, ne düşünsem olmuyor, olmuyor...... Kendi kendime ne psikoterapiler uyguladım saymakla bitmez. Çeşitli savunma mekanizmaları geliştirdim önce. Her şerde bir hayır vardır dedim. İyi ki daha geç olmadan kendilerini belli ettiler dedim. Sahip olduğum her şey için Allahıma şükrettim. İbadet ettim, rabbime sığındım. Günlerce kedime sarılıp oturdum. Ailem bana kol kanat gerdi. Onlarla  daha çok vakit geçirdim. Canımın istediği her şeyi yedim, biraz kilo aldım. Yıllardır bir işkolik olarak kullanmadığım senelik izinlerimi kullandım. Tatile çıktım, yurt dışına gezmeye gittim. Mevcut vefalı dostlarımla çok güzel vakit geçirdim. Eski arkadaşlarımı aradım.
Bol bol alışveriş yaptım. Evimizin ihmal ettiğim dekorasyon işleriyle ilgilendim. İşyerinde yıllardır yapmadığım öğle tatillerini uzattım. Bol bol lak lak ettim. Mevlana'nın Mesnevi'sini seçici olarak okudum. Benim durumumu anlatan bir çok özlü söz buldum, yüzyıllardan koşup gelen. Tarihin tekerrür olduğunu ispatlayan.
Mevlana'dan;
"Ey gönül,
Bir sürü dostlarının yanında,
Elbette düşmanlarında olacak.
Ama imtihan bu ya,
Onca düşmanın varken seni dostun vuracak" sözü beni tekrar perişan etti. 

Şarkılardan destek aldım. Şebnem Ferah'tan sil baştan, Candan Erçetin'den elbette, kırık kalpler durağı, Atiye'den salla, Demet Akalın'dan ilahi adalet, Işın Karaca'dan başka bahar, Gökçe'den her şey bitmedi bitemez şarkılarını defalarca dinleyerek avundum bazen de ağladım.

Yarabbim beni affet n'olur. Bir türlü dostlarımın ihanetini ve yalanları sonucu uğradığım haksızlığı unutamadım. Önceleri çok kötüydü, her an, her saniye neden sorusu beynimde uğuldayıp dolaşıyordu. Kendimi çok çaresiz, yıkılmış ve içimdeki güzel duygular boşalmış hissediyordum. Geçen zaman ve destekle, gün içinde artık daha az aklıma geliyor yaşadıklarım. Ama kızgınlığım, kırgınlığım her şeyden önemlisi ruhumun ıstırabı pek geçecek gibi görünmüyor.

Çünkü ummadığım bir anda, değer verdiğim ve çok sevdiğim dostlarım kumpas kurdular, yalanlar söylediler, beni yalnız bıraktılar, üzülmemden zevk aldılar kısacası kazık attılar.
Nedenini anlayabilmiş değilim, bunca yıldır onları nasıl tanıyamamışım diye kendimle savaştım. İç savaşımda kendimi çok sorguladım, hırpaladım, yargıladım. Yenildiğimi kabul ettim. Ben onlara hep iyilik düşünmüştüm oysa. Yeri geldi onların yaptığı aykırı davranışlar yüzünden, onları koruduğum için ben yanlış anlaşıldım. Kendim için istemeye çekindim, onlar için istedim. 

Arkadaşlarım benim için her zaman çok değerli oldular, onları çok sevdim. Ben sevmeyi çok sevdim hep........ Ailemi, arkadaşlarımı, evimi, işimi, yemek yapmayı, sofralar kurmayı, gezmeyi, öğrenmeyi hep sevdim. Yaptığım her şeyi inanarak ve severek yaptım ömrüm boyunca. Bu dünyada sevmeden yaşamanın cehennemden farksız olacağına inandım. Sevdiklerim için çok emek harcadım..... Özellikle yaşım ve kariyerim ilerledikçe arkadaşlarımın da yetişmesi ve yükselmesi için gayret ettim. Hangi makama atansam onları da hep beraber götürdüm. Çünkü her şey dostlarla beraber daha anlamlıydı. Bunu sadece onları sevdiğim için yaptığımı sanırdım düne kadar. Karşılık beklemezdim. Hep verici olmanın mutluluğu benim için yeterli sanırdım. Ne kadar yanılmışım meğer. Bende bir garip insanmışım meğer. Her yaşta bir şeyler öğrenerek tekamül ediyoruz şüphesiz. Bende çok sevdiğim arkadaşlarımdan beni sevmelerini ve vefalı olmalarını beklermişim meğer. Onları yüreğimde taşıdığım yerlerin karşılığı olarak tek beklediğim şey vefa imiş meğer. Ama herkeste ahde vefayı taşıyabilecek çapta bir yürek olmadığını anlamak için bunları yaşamam gerekiyormuş meğer. Şimdi hepsini bana karşı olmanın işbirliği içinde görmeye dayanamıyorum...... Bu kadar mı benden nefret etmişler arkadaş! Dostlarımın bana bu yaptıkları için tek mantıklı açıklama bulabildim. İyilik altında ezilmişler bunca yıl demek ki.  "Hiç bir iyilik cezasız kalmaz" Murphy Kuralı'nı ispatlamış oldular. Bunu gördüm. 



 

Peki bundan sonra ne olacak. Tecrübe beni akıllandıracak mı acaba? Eğer ki ben, herkese karşı savunmada olursam, nasıl kendim olurum, nasıl sahici olurum? Doğrudur, hayatım kuzu postunda kurtların arasında geçiyor, geçecek. Hep bir parçam dişlerinin arasında kalıyor. Bunu "iyi olmak" ve "sahici kalmak" için ödediğim bir bedel olarak görüyorum. 
Aslında bu durumdan çok rahatsız değilim galiba.  Herkesin tırsıp sahte yüzünü gösterdiği "gerçekte yalnız biri olmaktansa" ara sıra tokadı yiyen ama gerçek yüzlü dostları da bulmuş biri olmayı tercih ederim. "Her kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehine yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur.” (Fussilet, 46) Ayet-i kerimesini okuyarak kalbimi ferahlatmaya, iyi insan olmaya çalışıyorum. Bu çektiğim ıstırabın tekamülüme katkısı olur inşallah.


 
 
 
İşte böylesine yaralı bir şekilde dolaşırken büyük bir tesadüf sonucu, yıllar öncesinden çok sevdiğim bir arkadaşımı buldum. Beklemediğim bir şekilde elimden tuttu, beni içinde bulunduğum mutsuz durumdan çekip çıkarmaya uğraşıyor. Yeni bir bakış açısını benimsemem için çok çaba harcıyor, umarım başarırız. Bana ilaç gibi geldi, harika destek oluyor. Uzun yıllardır görüşmedik, birbirimizi yeterince tanımıyoruz. Geçen yıllar içinde kişisel gelişimlerimize şahit olamadık. Ama olsun, beni o kadar iyi hissettirdi ki. Bu bloğu kurdu ve bu yazıları yazarak yeni bir bakış, yeni bir duruş sahibi olmamı sağladı. Çok teşekkür ederim. İçimde hala umut var, sevgi var, güven var....... İnşallah, bundan sonra beni vurmayacak, ahde vefa duygusu olan, tekamülüne önem veren gerçek dostlarımla daha çok birlikte olurum.


                                                                   


 


5 yorum:

  1. Gösterdiğin sabır elbet mükafatını bulacaktır .'Allah sabredenlerle beraberdir.' unutma

    YanıtlaSil
  2. Aynı sıkıntılar içerisindeyim sadece bunu anlayıp kabullenmem bile 1,5 sene mi aldı ama acısını hala hissediyorum kolay kolay geçecek gibi de gözükmüyor ne yapsam bilemiyorum ama yapacak birşey yok kader takdir i ilahi belki rabbim beni onun yapacağı çok daha büyük bir kötülükten koruduğunu düşünüyorum şimdilerde o kadar gözyaşı döktüm ki ne diyeyim rabbim hayırlısını versin iyi insanlarla karşılaştırsın malesef bunları yaşıyoruz yapacak birşey yok sizde bu şekilde avutun kendinizi

    YanıtlaSil
  3. Özlem hanım,
    ben bu yazıyı 22 ağustos 2014 tarihinde yazmıştım. O günlerde çok acı çekiyordum. Özellikle yıllarca çok emek verdiğim ve çok sevdiğim dostlarımın "en iyi kız arkadaşlarımın" beni üzmek için birlikte hareket etmeleri beni çok sarsmış ve şaşırtmıştı.
    50'li yaşlarda kendimi sorguladım aylarca, tıpkı ergen bir kız çocuğu gibi. Ben nerede yanlış yaptım diye. Haziran- eylül arası çok yoruldum düşünmekten.

    Neyse geçti sıkıntılı günlerim çok şükür, onlar önemini yitirdi artık. Affetmedim, affetmeyeceğim, hakkımı da helal etmiyorum ve etmeyeceğim.

    Yine, eski ama vefalı ve yeni arkadaşlarım var çevremde, belki daha temkinliyim ama huzurluyum. Çok güzel sosyal aktiviteler edindim, kendimi dinledim, dinlendim. Her şerde bir hayır var........

    YanıtlaSil
  4. Aslında hayatta ne kadar yalnız olduğumuz bazan gözümüze gözümüze sokuluyor.Sanki birileri tek başına dimdik durabilecek kapasitemiz olduğunu tüm dünyaya haykırmamızı diliyor.Unutma zümrütü anka kuşu küllerinden tekrar tekrar doğar.Dibe vuruşlar olmazsa zıplayamayız ki...Ayrıca seni seven o kadar çok insan var ki.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Sarı Mavi,
    güzel kelimeleriniz için çok teşekkür ediyorum.
    Bu yazıyı ağustos ayında yazdığım günlerde bazı insanlar beni çok kırmışlardı. Şimdi o günler geride kaldı, sizin gibi gerçek dostlarım sayesinde kendimi iyi hissediyorum çok şükür.
    Tabii ki müzik ve sevdiğim şarkılar da çok önemli.....
    Allah herkesin kalbine göre versin inşaAllah.......

    YanıtlaSil

.