Uzun ve yorucu geçen bir haftayı bitirdik nihayet.......
Hafta sonu dinlenmek istiyorum, ev halkıyla selamlaşıp hatır sorduktan sonra şöyle bir koltuğa uzanıp gazete ve kitap okumak istiyorum..... Hem dinlenip hem gevşemek için daha güzel bir fırsat olabilir mi? Biraz içiniz geçip uyumak nasıl da tatlıdır........
İnsanın evi gibisi var mı? Özellikle yazın sıcakta serinleten, kışın soğukta ısıtan, işte atarlanınca sakinleştiren,
okulda sıkılınca neşelendiren, dışarıda bunalınca iyi hissettiren, tatilde
yorulunca dinlendiren, her zaman her duruma çare olan evimize gelince
"evcağazım evcağazım, sen bilirsin halcağazım" diyerek kapıdan girmek
ne güzel bir duygudur yarabbim......
Biliriz ki daha iyi, daha sarmalayan, daha
şahane, daha dinlendirici bir mekan yoktur bize bu dünyada, evimizden, yuvamızdan gayrı.......
Amerikalılar "evim, evim, güzel evim" (home sweet home) diyorlar bu duruma.....
Amerikalılar "evim, evim, güzel evim" (home sweet home) diyorlar bu duruma.....
Her evin kendine özel kuralları, düzeni, özeni, yemekleri, alışkanlıkları ve kokusu
vardır. Kimi evlerde herkes çok titizdir, her yer derli topludur, misafirliğe
gittiğinizde tırsarsınız. Neredeyse sizi kapıda temizleyerek, dezenfekte ederek evlerine alacakmış
gibi rahatsızlık hissettirirler. Misafirlik süresince ev sahibi ve siz diken üstünde oturursunuz.... Kimi
evlerde ise dağınıklık bir felsefedir adeta. Giysiler, gazete ve kitaplar
saçılmış, çay bardakları veya meyve kabukları ortada. Bu defa misafir olarak şaşkınlıktan başınız
döner.......
Evimiz kalemizdir bizi korur, evimiz sarayımızdır bizi ev halkının sultanı yapar, evimiz yuvamızdır her şeyimizi bize özel kılar.
Canım annem İzmit'ten bizi ziyarete geldi, eminim akşam için çok güzel yemekler yapmıştır ve bizi bekliyordur şimdi.........
Hafta sonu kahvaltıları da benden olsun bari..........


