Bazen konuşmak, anlatmak ya da birilerini dinlemek gibi herhangi bir sesli
impulsa tahammül edemiyorum, yazmak
geliyor içimden o anlarda..…
Sadece yazmak istiyorum…..
Bu durumuma sebep ise çok sayıda insanın, benimle veya başkalarıyla konuşurken incitici, kırıcı, yaralayıcı kelimeler kullanması, kandırması, üzmesi, tehdit etmesi, değersiz hissettirmesi, acıtması vs…..
Konuşma içinde “nasıl yani dedirtecek, hayrete düşürecek” kurnazlıkta,
acımasızlıkta kelimeler kullanmaları……
Böyle zamanlarda, konuşmayı beceremediğimden değil onlara benzememek, aynı frekansta olmamak için susuyorum, hani gençlerin moda tabiri var ya, aynen öyle “bana kal geliyor”……..
Ortamdan uzaklaşıyorum sessizce, o insanların düzelebileceğinden umutsuzca…..
Yazı yazmak böyle zamanlarda imdadıma yetişiyor.
- Sessiz bir dost
- Sakinleştirici bir ilaç
- Bugünden geleceğe bir kanıt
- Yarınlar için umut veren bir kurtarıcı oluyor adeta…….
- Sessiz bir dost, ÇÜNKÜ ben yazıyorum,
yazıyorum, o cevap vermiyor, izliyor öylece………
- Sakinleştirici bir ilaç, ÇÜNKÜ inanıyorum ki hiçbir ilaç böylesine
zindelik, zihin açıklığı, azim, sakinlik ve huzuru aynı anda veremez……
- Bugünden geleceğe bir kanıt, ÇÜNKÜ yaşadıklarımız karşısında bugün neler
hissettiğimizi yazarak unutulmasını engellemiş ve kişisel tarihimizin
kayıtlarına geçirmiş oluyoruz. Bu durumu kindarlık adına değil, edindiğim
tecrübenin saklanması, korunması, bir daha aynı veya benzer durumla
karşılaştığımda çözümün kolay olması, pratik olması için yapıyorum..…..
- Yarınlar için umut veren bir kurtarıcı, ÇÜNKÜ tarihte buna benzer ne çok
olayın yaşanmış olduğunu ama ardından olanları hatırlatarak benim konuyu
önemsizleştirmemi, kendimi toparlamamı ve yeni planlar yapmamı, hayaller
kurmamı, geleceğe heyecanla bakmamı sağlıyor…
“Bu da Geçer Ya
Hu” diyorum İÇİMDEN. İyi ki yazabiliyorum diye kendimle gurur duyuyorum ve
Allah’a şükrediyorum…….


