Obezite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Obezite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2015 Salı

Peki Biz Ne Yiyeceğiz???????

 




Son günlerde bir çok köşe yazısı, röportaj ve televizyon programında, Karatay hocanın "ekmek ve şeker yasağı" tartışmaları sık sık gündemimize getiriliyor…..
Beslenme konusunda tavsiye bombardımanına uğruyoruz resmen….
Bir hekim olarak tıp dünyasındaki değişimleri takip etmekte bazen zorlanıyorum, "algılamak, anlamak" için ciddi enerji harcıyorum, "literatürü" bilgi kaynaklarını tarıyorum sürekli........
Şeker, tansiyon, kolesterol, alınan ve bir türlü verilemeyen fazla kilolar, obezite......
Sağlıklı beslenme, organik gıdalar, düzenli fiziksel aktivite, yaşam tarzının gözden geçirilmesi......
Artık ciddiye almamız gereken konular....
Çünkü etrafımıza şöyle bir baktığımızda küçücük bir bebekten yaşlı ninesine kadar fazla kilolu hatta obez sayısının giderek arttığını gözlemliyoruz....
 
Hasta olmadan sağlığın korunması ve geliştirilmesi, öneminin anlatılması ve sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması sağlık politikası yapanların ve sunanların görevi......
Hepimiz hem sağlıklı olma hem de olumlu beden algısına sahip olma açısından YEDİKLERİMİZE DİKKAT ETMELİYİZ.....
 
Amaaaaaa ciddi bir irade savaşı bizi bekliyor.......   
Hani meşhur bir söz vardır, kilo ile sorunu olanların sık söylediği "hayatta en güzel şeyler ya ayıptır ya günahtır ya da şişmanlatır"......




 

 
Ben bu sözü modifiye ettim.......
Muhteşem güzellikteki yiyecekler; ya sağlığa zararlıdır, ya şişmanlatır, ya çok pahalıdır ya da "vicdanımı sızlatır"……
Hayvansal gıda üretimi süreçlerinde, “canlıya saygı duymadan” eziyet çektirilmesi nedeniyle giderek yaygınlaşan vejetaryenlik ve vegan beslenme var bir de......
Geçen hafta sonu gazetelerden birinin pazar ekinde, vegan beslenme ile ilgili bir yazı okudum.....
Vegan beslenme; vejetaryen beslenmede tüketilmeyen kırmızı et, kümes hayvanları, balık yememeye ilave olarak süt ürünleri, yumurta, bal gibi hiçbir hayvansal ürününde tüketilmediği bir beslenme türü.....
“Etik veganlık” kavramını ise ayıptır söylemesi yeni öğrendim.....
Etik veganlar, hayvandan elde edilen yün, deri, ipek, inci gibi giysi ve eşyaları da kullanmıyorlar.....


 
 
 

 
Bir hayvansever olarak mümkün olduğunca az et tüketiyorum. Özellikle "göz teması ve iletişim kurulabilen" hayvanların etini; görsel olarak beni vicdan azabına sokacak parçalar (biftek, pirzola, but gibi) yerine, marine edilmiş ve küçük lokmalar   (köfte, sucuk) şeklinde yiyorum....
Balıklarla göz teması kuramadığım için daha rahatım. Deniz canlılarından eziyetle hazırlanmış olanları (kalamar ve canlı haşlananlar) yemiyorum sadece.....
Ama ürünler konusunda içim rahat, çünkü sütüne ortak olduğum buzağının gelişimini engellemiyorum diye düşünüyorum.....
Zaman zaman vejetaryen olmaya karar veriyorum ki bir mangal kokusu beni benden alıyor......
"Feminizm kocayı buluncaya, komünizm parayı buluncaya, ateizm uçak sallanıncaya kadar" sözüne bir satırda benden ilave, bizim buralarda "vejetaryenlik mangal kokusunu duyuncaya kadar”.....
71. Venedik Film Festivali’nde hem  “en iyi erkek oyuncu”  hem de “en iyi kadın oyuncu” ödüllerini kazanan İtalyan yönetmen Saverio Costanzo’nun filmi “Hungry Hearts” Aç Kalpler’i seyredeceğim bu hafta sonu, bakalım ne kadar etkileneceğim????????? 
 


Sonuç olarak; ekmek, yağ, şeker, tuz  sağlığa zararlı, hayvansal proteinler konusunda kolesterol tehdidi, ayrıca etik uyarılar var, meyvaları bile yerken glisemik indeksini düşüneceğiz......
Eeeeee geriye ne kaldı.....
Karnımız doysun diye peki biz ne yiyeceğiz.......

Sadece sebzeleri mi?

 

6 Eylül 2014 Cumartesi

İstediğimiz Kiloda Kalmak Neden Zor?




Kendimi bildim bileli ince olma sevdasıyla yaşıyorum, istediği kıyafeti giymek isteyen her kadın gibi. Kilo alma korkusu ve stresi bir yandan, rejim yapma (yapamama) kabusu bir yandan. Yemeklere hep yasak ve gizli bir sevgili muamelesi yaptım yıllardır. En yasak ve gizli sevgilim portakallı, bademli bitter çikolatadır, her yaptığım rejimde bir küçük parçasını mikrogramlar halinde yiyerek kaçamak yapmışımdır istisnasız. Deriz ya doğru dürüst hiç bir şey yemiyorum, su içsem yarıyor. Kocaman bir yalan! Vallahi bazen kendimi bile kandırdığım oldu bu konuda. Bu aralar yine kilo aldım ve farkına varmıyormuş gibi yapıp rejim yapmayı öteliyorum aklım sıra. Böyle zamanlarda gazete, kitap ve google'dan araştırmalar yaparım önce. Rejim listelerinde daha çok çeşit ve miktarda yemeğe izin veren var mı diye. Daha sonra mutlaka fotoğraf albümümü kronolojik olarak karıştırır, inceleme yapar ve kararlar alırım.

                             
 




 
Güneşte bir toz bulutuydu diyerek taaaaa bebeklik fotoğraflarımla başlarım her zaman. Eski siyah beyaz fotoğraflarımda, bebekliğimde ve ilkokula gidene kadar tombiş tombiş gülümsüyorum. Kendimi çok beğeniyorum, ne şekermişim....... Daha sonraki yıllarda sıska denecek kiloda bir çocukluk dönemi. Lise birinci sınıfta birdenbire iştahım açıldı ve kilo almaya başladım. Tombik gibi bir sıfatla anılmaya başlayınca tehlike çanlarının çaldığını düşünerek rejim yapmaya başladım. Nasıl bilinçsizce bir rejim, nerdeyse bir elma ve bir küçük kase yoğurtla gün geçiriyordum. Anoreksiya nervoza olmuştum resmen. Yaklaşık 12 kilo verdikten sonra bir gün tansiyon düşüklüğü ile safra kusmaya başlayınca çok korkmuştum. Ergenlik döneminde bilinçsiz rejim yapmamın sonucu sanırım boyumun uzaması durmuştu. Her evde bir baskül dönemi başlamadan önce ara sıra eczanede tartılıyorduk  o zamanlar, boyumuzu da ölçen tartı aletiyle. Sonra harçlıklarımı biriktirerek baskül aldım ve sık sık tartılarak kilomu takip etmeye başladım. Kıyafetlerimle, kıyafetsiz, tok karnına, aç karnına, tuvaletten çıkınca, hemen basküle çıkıp kilomu ölçüyordum. Liseyi bitirene kadar normal kilodaydım. Başka bir şehirde üniversite kazanınca yurtta kalmaya başladım. Yurttaki bütün kızlar gibi ben de gece geç saatlere kadar ders çalışırdım.  Gündüz yediğimiz yemekler yetmezmiş gibi, gecenin ikisinde memleketlerimizden getirdiğimiz yiyeceklerle sofralar kurup tıka basa yemek yerdik. Üç ayda on kilo almıştım!  Tekrar rejim yapma kabusu......

 


 


Kişisel tarihim bir çok kilo alma, rejim yapma, bazen başaramama bazen de başarılı olup verdiğim kilolardan sonra çooook iyi hissetme hikayeleriyle doludur. Verilen kilolar ve  mutluluk duygusu. Ne rejimler yaptım, ne rejimler... Ve 0 beden kalma telaşesiyle. Ve her defasında daha bilimsel, daha bilinçli, çeşit çeşit rejimler. Rejim yapmanın en zor tarafı ilk iki günün geçmek bilmemesidir. Daha sonra alışınca gelen kendine güven duygusuyla kilolar birer birer gider... Yarabbim ne güzel bir keyiftir, günlerce rejim yapıp kilo verdikten sonra istediğin o kıyafeti giyip salınmak. Arkadaşların farkedince havaya girmek ne müthiş bir duygudur! Bu duyguyu kesin yaşamışsınızdır.......  Ne yalan söyleyeyim, tevazu göstermeden tadını çıkararak hava atarım kilo verince. Maalesef uzun süredir bu hazzı unutmuşum. Çünkü yine kilo aldım, yok tatildeyim, yok bu yemek çok güzel diye hapur şupur yemekten yine geldi kilolar. 42 beden giysiler dar geliyor eyvah eyvah. Başlıktaki "İstediğimiz Kiloda Kalmak Neden Zor?" sorusunun cevabını verdim sanırım. Boğazımızı tutamamak! Yediğimiz yemeklere dikkat etmemek falan filan......... Benim acilen rejim yapıp kilo vermem lazım. En iyi rejim hangisi acaba?????